TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ
Pelin Akar
YETİŞKİN BİREYLERDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENMEYE YÖNELİK DAVRANIŞLAR İLE BESLENME ALIŞKANLIKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tez Başlığı: Yetişkin Bireylerde Sürdürülebilir Beslenmeye Yönelik Davranışlar ile Beslenme Alışkanlıkları Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Hazırlayan: Rukiye Pelin Akar
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Nildem Kızılaslan
Tarih: 2024
Bu tez, sürdürülebilir beslenme davranışları ve bu davranışların yetişkin bireylerin beslenme alışkanlıkları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından hazırlanmıştır. Araştırma, 18-65 yaş arası 60 yetişkin birey üzerinde yapılmış ve bireylerin sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları, beslenme davranışları ve ortoreksiya nervoza (ON) eğilimleri arasındaki ilişki detaylı olarak ele alınmıştır.
Araştırmanın Amacı ve İçeriği
Araştırmanın temel amacı, yetişkin bireylerin beslenme alışkanlıklarını ve sürdürülebilir beslenmeye yönelik davranışlarını değerlendirmektir. Aynı zamanda bu davranışların ortoreksiya nervoza ile ilişkisini incelemek de araştırmanın bir diğer amacıdır. Sürdürülebilir beslenme, çevreye ve topluma minimum zarar vererek bireylerin sağlıklı beslenmesini sağlayan bir yaklaşımdır. Bu kapsamda, sürdürülebilir gıda sistemleri ve diyet modelleri gibi konular da ele alınmıştır.
Sürdürülebilir Beslenme Modelleri ve Uygulamalar
Tezde sürdürülebilir beslenmeye yönelik çeşitli diyet modelleri detaylı olarak incelenmiştir:
- Nordik (İskandinav) Diyeti: Yerel ve mevsimsel gıdalara dayalı bu diyet modeli, özellikle bitki bazlı besinleri ve balık tüketimini teşvik eder.
- Akdeniz Diyeti: Taze sebzeler, meyveler, zeytinyağı ve tam tahıllar üzerine kurulu olan bu diyet, sağlıklı yağlarla zenginleştirilmiş ve kırmızı et tüketimini sınırlar. Aynı zamanda kültürel ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir modeldir.
- Çift Piramit Modeli: İtalyan Barilla Vakfı tarafından geliştirilen bu model, sağlıklı besin tercihlerini ve çevresel etkileri göz önünde bulunduran bir yaklaşımdır. Sağlık ve çevresel faydaları bir arada sunan bir piramit yapısına sahiptir.
- Geleneksel Japon Diyeti: Yüksek miktarda sebze, balık ve soya ürünlerini içeren bu diyet, özellikle mevsimsel ürünlerin tüketimi ve düşük hayvansal gıda kullanımı ile çevresel sürdürülebilirlik açısından öne çıkar.
- DASH Diyeti: Hipertansiyonu önlemek amacıyla düşük sodyum, yüksek potasyum, kalsiyum ve magnezyum içeren bitki bazlı besinlerle zenginleştirilmiş bu diyet, sağlık açısından olduğu kadar çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemlidir.
- Vejetaryen ve Vegan Beslenme: Bu beslenme şekilleri, hayvansal gıda tüketimini minimumda tutarak çevreye daha az zarar verir. Özellikle vegan beslenme, tüm hayvansal ürünlerin tüketimini reddeder ve çevresel etkileri en aza indirmeyi amaçlar.
Ortoreksiya Nervoza (ON) ve Belirtileri
Ortoreksiya nervoza, sağlıklı beslenme konusunda aşırı hassasiyet ve saplantı haline gelen bir yeme bozukluğudur. Tezde bu rahatsızlığın belirtileri ve tanı kriterleri detaylı olarak ele alınmıştır. ON belirtileri arasında bireylerin sürekli sağlıklı gıdalar hakkında düşünmesi, sosyal hayattan uzaklaşma ve belirli yiyecekleri reddetme gibi durumlar yer almaktadır. Ortorektik bireyler, sağlıklı olduğunu düşündükleri gıdaların dışında bir şey tükettiklerinde suçluluk duygusu yaşayabilirler. Tedavi, multidisipliner bir ekip tarafından yürütülmeli ve bireysel destek sağlanmalıdır.
Araştırma Yöntemi ve Katılımcılar
Nisan-Mayıs 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu araştırmada, 60 yetişkin birey üzerinde yüz yüze anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırmanın kapsamı; bireylerin sosyodemografik bilgileri, antropometrik ölçümleri, sürdürülebilir beslenmeye yönelik davranışları ve ortoreksiya nervoza eğilimlerini değerlendirmeye yönelik verilerden oluşmaktadır. Anketler; sosyodemografik veriler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite durumları, vücut ölçümleri ve besin tüketim kayıtlarını içermektedir.
Bulgular
Araştırma sonuçları, katılımcıların büyük çoğunluğunun omnivor beslenme alışkanlıklarına sahip olduğunu göstermektedir. Katılımcıların çoğu, ortalama olarak 2-3 ana öğün ve 2 ara öğün yapmaktadır. Su tüketimi ise ortalama 8 bardak olarak belirlenmiştir. Fiziksel aktivite seviyeleri genellikle hafif düzeydedir.
Sürdürülebilir beslenmeye yönelik davranış ölçeği toplam puanı 85,73 olarak bulunmuştur. Bu puan, katılımcıların sürdürülebilir beslenme konusunda olumlu bir yaklaşıma sahip olduklarını göstermektedir. Ortoreksiya nervoza (ON) eğilimleri ise özellikle sürdürülebilir beslenmeye yüksek puan veren bireylerde daha sık gözlemlenmiştir.
Sonuçlar ve Öneriler
Bu çalışmada, sürdürülebilir beslenmenin toplum genelinde teşvik edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının toplum sağlığı üzerindeki olumlu etkileri vurgulanmış ve bu davranışların ortoreksiya nervoza gibi aşırı hassasiyet durumlarına yol açabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, bireylerin sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları geliştirmesi ve bu sürecin uzman diyetisyenler tarafından desteklenmesi gerektiği önerilmektedir.
Öneriler:
- Toplumsal Farkındalık: Sürdürülebilir beslenme hakkında farkındalığı artırmak için eğitim programları düzenlenmeli ve toplumsal düzeyde bilgilendirme yapılmalıdır.
- Diyetisyen Desteği: Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve ortoreksiya nervoza gibi rahatsızlıkların önlenmesi için profesyonel diyetisyen desteği önemlidir.
- Kişiye Özel Beslenme Planları: Bireylerin ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilir beslenme ilkelerine dayalı beslenme planları oluşturulmalıdır.
Tezde elde edilen bulgular, sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının toplum sağlığı üzerindeki önemli rolünü ve ortoreksiya nervozanın bu süreçte dikkate alınması gereken bir faktör olduğunu vurgulamaktadır. Sürdürülebilir beslenmenin teşvik edilmesi, bireylerin sağlıklı yaşam hedeflerine ulaşmalarında önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir.